10/1/2009 - Bana Bugün Gelen Bir Maili Paylaşmak İstedim
İSRAİLDEN TEŞEKKÜR BU MESAJI 1 GÜN İÇİNDE 10 KİŞİYE GÖNDERİRSEN CENNETTE ARSANA 5 AĞAÇ DİKİLECEK GİBİ ABUK SUBUK E-POSTALARI DAĞITACAĞINIZA BU E-POSTAYI DAĞITIN.. ÖYLE E-POSTALARI DAĞITMAYANLARA SÖZÜM YOK ONLAR ZATEN EMİNİM BÜTÜN LİSTELERİNE GÖNDERECEKLERDİR...
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/10/2008 - Sağanak yağış geliyor - HARİTALI
 Yurdun kuzey ve doğu bölgelerinde sağanak ve gökgürültülü sağanak yağış geçişlerinin görüleceği tahmin ediliyor.
Yağışların; öğleden sonra İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bursa, Tekirdağ ve Kırklareli çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor.
Kuvvetli yağışların; neden olabileceği(sel, su baskını, taşkın, heyelan vs.) olumsuzluklara karşı ilgili ve vatandaşların tedbirli ve dikkatli olmaları gerekmektedir.
Hava sıcaklığı yurt genelinde önemli bir değişiklik olmayacak.
Rüzgar genellikle kuzey ve kuzeydoğu, Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında batı ve kuzeybatı, yurdun doğu bölgelerinde güney ve güneybatı yönlerden hafif arasıra orta kuvvette, kuzeybatı kesimlerde kuvvetli olarak esecek.
HAVA SICAKLIKLARINI DERECELERİYLE GÖRMEK İÇİN HARİTALARIN ÜZERİNE TIKLAYINIZ...





|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/9/2008 - Oğuz: Fener'e bir de burdan bakın
Gazeteci-yazar Şeref Oğuz, Deniz Feneri e.V. davasını bir haftada sonuçlandıran Almanya'nın, Türkler'in yakıldığı ülke olduğunu hatırlattı ve sordu: Fener'e bir de buradan bakın
Deniz Feneri olayı, yargıgeliştirirken ne kadar tepkiselolduğumuzu bir kez daha ortaya koydu. Almanya'da polisin Deniz Feneri'ni soruşturmasıyla başlayan süreçte önce olan biteni " külliyen iftira " diye inkar ettik. Ardından iç siyaset malzemesiçıkar diye balıklama üzerine atladık. Derken karar açıklanınca " bizzaten böyleyiz " yargısına ulaştık. Olan, yardımlaşma duygumuza oldu. Ben dahil pek çoğumuz, yapacağı yardımlar için artık daha şüphecidavranacak. Madalyonun hiç bakılmayan yüzüne gelince... Yıllardır gurbetçilerimizin evlerinin kundaklanmasında, bırakın davaların sonuçlanmasını, bilgi dahi vermeyen Almanya'dan söz ediyoruz. Davayı 1 haftada karara bağlamaları ilginç değil mi? Almanlar, kendi bankalarında değerlendiremedikleri sıcak paranın Türkiye'yeakmasından fevkalade rahatsızlık duyuyor. Gurbetçi de Alman sistemine güvenmediğinden doğal olarak parasını yastıkaltında tutma ve onu ülkesine aktarma eğiliminde. 10 yıl önce Kombassan'ın Almanya'dan topladığı sermaye, yine aynı " işbirlikçilinç " sayesinde buharlaştırılmıştı. Toplumsal aşağılık kompleksinden midir bilinmez, Almanları " doğru, çağdaş " kabul edip kendi milli çıkarlarımızı feda edebiliyoruz. Bunu da çoğu kez kendi iç hesaplarımız adına yapıyoruz. Kombassan, Konya'daki kağıt fabrikası için ABD'den tek bir numune vana getirmişti. Bunu gümrüğe sordular; " numune olduğu için gerek yok " dediler. Ardından Kombassan hakkında " toplu kaçakçılık davası " açıldı. Ağır cezada yargılandılar, 1.5 yıl ithalat yasağı konuldu. Mersin Limanı'nda selüloz gemileri bekletildi, fabrika kapanma noktasına geldi. O sırada Türkiye'de " Alman " ekolünden gelen bir Başbakan vardı ve Almanlarla arasından su sızmıyordu. Almanlar kendi çıkarları söz konusu olduğunda " etik bekçisi " kesiliveriyor ama orada yakılan gurbetçilerimiz için kıllarını dahi kıpırdamıyorlar. Acabaneden? Türkleri bir " alt kültür " halinde tutup ekonomik sisteme entegre olmalarını engellemek için dün Kombassan, bugün de Deniz Feneri projeleriyle çıkıp geliyorlar. Kimsenin yanlışını savunacak değiliz. Eğer bunlar hırsız ise hırsızlara fırsat hazırlayan ortamları ortadan kaldıralım. Bu ortamlardan birinin de " yalnızca kendi çıkarı için adil davranan " Almanya olduğunu da görelim.
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/9/2008 - Kredi kartına hücum

Kredi kartlarını en çok kim kullanıyor? Türk halkı en çok neye yatırım yapıyor? Ayrıntılar için tıklayızı... .. MasterCard tarafından 6 ayda bir gerçekleştirilen MasterIndex araştırmasına göre, Türk halkının çoğu tasarruf yapmıyor.
Kart kullanım alışkanlıklarına ve yatırım eğilimlerine ilişkin Türkiye'nin kentsel nüfusunu temsil eden 11 il merkezinde bin kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre, 2000'li yılların başında yüzde 1'i geçmeyen altına tasarruf yapma eğilimi, Ağustos 2008'de yüzde 12'lik tercih oranı ile tasarruf araçları arasında liderliğe yükseldi.
Altını, YTL ve döviz olarak "yastık altı" izledi. Araştırma kapsamında görüşülen kişilerin yüzde 11'i tasarruflarını YTL olarak yastık altında, yüzde 8'i ise döviz olarak elinde tuttuğunu belirtti.
Araştırmanın Ağustos 2008 sonuçlarına göre, geçmiş yıllarda "popüler" seçeneklerden biri olan bankaya yatırma (banka faizi), yüzde 5'lik tercih oranı ile geri planda kaldı. Türk halkı, son dönemde hisse senedi ya da banka faizi gibi yatırım araçlarını terk ederek geleneksel yatırım araçlarına döndü.
Türk halkı tarafından kullanılan diğer tasarruf araçları arasında yatırım fonları (yüzde 3), banka faizi (döviz olarak yüzde 2), taşınmaz mülk edinmek (yüzde 2) ve hisse senedi almak (yüzde 1) geldi. MasterIndex'e göre, Türk halkının yüzde 64'ü de tasarruf yapmıyor. Kadınların tasarruf yapma eğilimi erkeklere oranla ön planda yer alıyor. Erkeklerin ellerine geçen fazladan para ile borç ödeme, yeni iş kurma ve işini geliştirme eğilimleri kadınlara göre ağır basarken, kadınların ev alma, eğitim, sağlık harcamaları, altına yatırım yapmak ve alışveriş tercihleri ön plana çıkıyor.
Türk halkı, eline geçen fazla para ile öncelikle ev alacağını belirtiyor. Araştırma kapsamında görüşülen kişilerin yüzde 37'si ellerindeki fazla parayı gayrimenkul alımıyla değerlendirmeyi planlıyor. İkinci sırada ise borç ödemek ve otomobil almak geliyor.
KREDİ KARTI KULLANIM SIKLIĞINDA ARTIŞ Araştırmaya göre, Türk halkının kredi kartı kullanım sıklığı, son 5 yılda yüzde 100'ün üzerinde arttı. Araştırmada, katılımcıların 2003 yılında kredi kartlarını ayda 3,7 kere kullanırken, Ağustos 2008 verilerine göre 8,2 kere kullandığı ortaya çıktı.
2003 yılında yüzde 28'le kredi kartını ayda 2 kez kullananlar çoğunluğu oluştururken, 2008'de kredi kartını haftada iki kez kullandığını söyleyenler yüzde 31 ile en geniş kesimi oluşturdu. Araştırmada, kredi kartı kullanımının sıklaşmasının, Türk halkının küçük meblağlı alışverişlerini de artık kredi kartı ile ödemesine bağlandığı belirtildi.
Kredi kartı kullanıcıları ortalama 107 YTL'lik alışverişleri için kredi kartlarını cüzdanlarından çıkarıyor. Türk halkının yüzde 18'i 51100 YTL, yüzde 17'si 3550 YTL, yüzde 13'ü ise 2135 YTL tutarındaki alışverişlerini kredi kartları ile yapıyor.
Araştırmaya göre, kredi kartı kullanım tutarları, sosyo ekonomik seviye düştükçe artış gösteriyor. A sosyo ekonomik grubundakiler ortalama 89 YTL'lik alışverişlerinde kredi kartı kullanırken, DE sosyo ekonomik grubunda bu rakam 147 YTL'ye çıkıyor.
Kredi kartını en yüksek tutarlı alışverişlerde kullanan kesim 2024 yaş grubu (147 YTL) olurken, kredi kartı ile en fazla harcama da giyim mağazaları, süpermarketler ve beyaz/elektronik eşya mağazalarında yapılıyor.
Araştırmaya göre, kredi kartı tercihlerinde bankaya güven en önemli etken. Su ve elektrik faturalarını da kredi kartı ile ödeyebilmeyi isteyen Türk halkı, genellikle borcunun tamamını ay sonunda ödemeyi tercih ediyor.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/9/2008 - Oruç tutarken su kaybına dikkat
 Sıcak havada oruç tutulurken günlük su ihtiyacının tamamının sahurda alınmaya çalışılmaması gerekiyor. Bir insanın günlük sıvı ihtiyacı 2-2,5 litre... Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yazın oruç tutmanın özellikle sıvı ihtiyacı açısından bazı sorunlara neden olabileceğini söyledi.
Bir insanın günlük sıvı ihtiyacının 2-2,5 litre olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Akman, ramazan ayında da bu miktarda sıvı tüketilmesine özen gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Akman, ramazan ayının yaz mevsiminin sonuna denk gelmesi nedeniyle kronik hastaların da doktor kontrolünde oruç tutmalarını tavsiye etti. Sıcak havanın etkili olduğu bugünlerde su tüketiminin büyük önem taşıdığını kaydeden Akman, ''Günlük su ihtiyacının tamamı sahurda alınmaya çalışılmamalı. Sıvılar, iftardan itibaren yavaş yavaş alınmalı'' dedi. Sıcak nedeniyle sıvı kaybedenlerde bazı mineral kayıpları da olabileceğini bildiren Akman, ''En büyük kayıp sodyumda ortaya çıkar. Bu yüzden sıcakta çalışanlar ve aşırı terleyenlerin kaybedilen sodyumu almaları için iftarda tuzlu ayran içmelerini öneriyoruz. Ramazanda su tüketimi ve kaybı hayati önem taşıyor. Sıcaklarda fazla su kaybı, hayati açıdan olumsuz sonuçlar doğurabilir'' dedi. Sahurun en önemli öğün olduğunu ifade eden Akman, ''sahurda ne kadar çok yenirse gün içinde o kadar az acıkılır'' anlayışının yanlış olduğunu belirtti. Besin öğelerinin iftardan sahura kadara azar azar ama sık alınması gerektiğini vurgulayan Akman, şunları kaydetti: ''Ramazanda en çok karşılaşılan sorun kabızlıktır. Bu nedenle iftardan sahura kadar olan sürede azar azar ama sık lifli gıdalar tüketilmeli. Meyve olarak bu dönemde üzüm, erik, kavun ve karpuz yenebilir. Tahıl olarak da genellikle kepekli ekmek, bulgur ve kabuklu pirinç tüketilmesi kabızlık tehlikesini ortadan kaldırabilir. Bunların yanı sıra sindirimi kolaylaştıran yoğurt ile ana yemekte sebze tüketilmesi ramazan ayında sindirim bozukluklarının önüne geçebilir.'' -SICAKTA KAYBEDİLEN FOSFOR İÇİN BALIK- İftarda az ve hafif yiyecekler yenmesini öneren Akman, yemeğe hafif bir yiyecekle başlanmasını, 15-20 dakika ara verilerek devam edilmesini önerdi. İftarda tuz, şeker ve kızartmadan uzak durulması gerektiğini belirten Akman, şöyle konuştu: ''Sıcaklara bağlı olarak yaşanacak terleme nedeniyle ortaya çıkacak fosfor kaybını gidermek için kırmızı et yerine balık eti tüketilebilir. Sahurda daha çok yumurta, peynir, süt, yoğurt gibi proteinli gıdalar tüketilmeli. Bu besinler gün boyu kişinin ihtiyaç duyacağı enerjiyi karşılayacaktır. Ayrıca bu gıdalar kişinin günlük ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineraller açısından da zengindir.''
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/8/2008 - İşte ucuz uçak biletleri!

Havayolu şirketleri, Ramazan ayı nedeniyle cazip indirim kampanyaları düzenledi.
THY'nin başlattığı ''Ramazan'da ailenize hasret kalmayın'' kampanyasında iç hat uçak biletlerinde yüzde 25 indirim uygulanacak.
1-24 Eylül tarihleri arasında geçerli olacak kampanya dahilinde, THY ve Anadolujet iç hat seferleri için en az 5 gün önceden alınacak biletlerde yüzde 25 indirim yapılacak.
Pegasus Havayollarının 8-26 Eylül tarihleri arasında düzenleyeceği Ramazan kampanyasında, tüm iç ve dış hatlarda yüzde 25 indirimle uçulabilecek.
Yolcular, iç hatlarda Adana, Ankara, Antalya, Bodrum, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Malatya, Mardin, Samsun, Trabzon, Van'a yapılacak uçuşlarda, dış hatlarda ise Ankara, İstanbul ve İzmir'den, Amsterdam, Düsseldorf, Kopenhag, Köln, Londra, Lefkoşa, Münih, Stuttgart ve Zürih'e yapılacak karşılıklı seferlerde kampanyadan yararlanabilecekler.
Ramazan indiriminden yararlanmak isteyen yolcuların bilet rezervasyonlarını en geç 172 saat öncesinden yapmaları gerekiyor. SunExpress'in Ramazan kampanyasında da yolculara değişik alternatifler sunulacak.
Ramazan ayı boyunca Worldcard sahiplerine 3 3, Maximum sahiplerine ise 3 2 taksit imkanı sunulacak, firmanın daha önce başlattığı puan uygulaması kapsamında Ramazan ayında yapılacak uçuşlarda yolculara 1 yerine 2 puan verilecek.
Ayrıca, Ramazan ayı süresince SunExpress ile seyahat eden 10 kişilik gruba, 1 kişilik bilet armağan edilecek.
Atlasjet Havayolları'nda Jetmilkart sahiplerine uygulanacak Ramazan kampanyasında yurt içi uçuş ücretleri her şey dahil 77 YTL'ye alınabilecek. 8-24 Eylül tarihleri arasında uygulanacak kampanyada, ayrıca Jetmilkart sahipleri her uçuş için 375 yerine 500 jetmil kazanacak.
Ramazan ayında cazip indirim kampanyaları düzenleyen hava yolu şirketlerine Onur Havayolları da katıldı. Onur Havayolları Genel Müdürü Şahabettin Bolukçu, yaptığı yazılı açıklamada, Ramazan ayında 3 bin adet bileti kar beklentisi olmaksızın satışa sunacaklarını bildirdi. Ramazan ayında sadece pazar günleri 24 saat süreyle bilet alınabilecek kampanyada, 21 YTL'lik bilet ücretinin yanı sıra 20 YTL yakıt harcı ve 8 YTL hizmet gideriyle birlikte toplam 49 YTL'ye bilet satacaklarını ifade eden Bolukçu, şu bilgileri verdi: ''Birlikte iftar yapmak, sahura kalkmak ya da sevenin sevilenin yüzünü görmek çok büyük manevi önem taşıyor. Bu nedenle, Ramazan ayına özel kampanya düzenledik. Bilet satışlarını da sadece iş yerlerinde çalışanların ulaşabilmesi için değil herkesin eşit şansı olması amacıyla pazar günlerinde yapacağız. Binlerce kişinin faydalanacağı kampanyanın biletleri ilk olarak 31 Ağustos'ta başlayacak ve ve tüm gün sürecek. 7 ve 14 Eylül pazar günleri ise kampanyanın kalan biletleri satışa sunulacak. 72 saat sonrasına alınabilecek kampanya biletlerinde tarih değişikliği, açığa alma, iptal, isim değişikliği gibi işlemler yapılamayacak.'' Bolukçu, İstanbul merkezli 12 iç hat noktasına uçuş yapan şirketlerinin, günde 52 iç hat seferiyle yaklaşık 10 bin civarında yolcu taşıdığını hatırlattı.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/8/2008 - "Kredi kartı borcu 6 yılda 6 kat arttı"

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken, kredi kartı sayısının 40 milyona dayandığını belirterek, yurttaşın borcunun 2002 yılından bu yana 6 kat artarak gelirinin yüzde 29.5'ine denk geldiğini açıkladı.
TESK Başkanı Bendevi Palandöken yaptığı açıklamada, kredi kartının doğru kullanıldığında hayatı kolaylaştırdığını kaydederek, prensipte kredi kartı uygulamalarına karşı olmadıklarını ifade etti. Dar gelirli yurttaşlara yüksek limitli kartların kolaylıkla dağıtılmasının sorun yarattığına işaret eden Palandöken, "Kredi kartı kullanma kültürü yok. Kredi kartının sadece bir ödeme aracı olduğunu unutmamamız gerekir. Kredi kartı yaşam standardımızı yükseltmiyor, gereksiz harcamalarımızı artırıyor. İtimadı lütuf sanıp karta sarılma, bir gün isteyecekler darılma" dedi. Rakamlarla oynayarak sorunu hafifletmemek gerektiğini belirten Palandöken, 2002 yılında 15,7 milyon olan kredi kartı sayısının 2008 yılının ilk altı ayında 40 milyona ulaştığını vurguladı. Palandöken, kart sayısının altı yılda 2.6 kat artış gösterdiğini kaydetti. "BANKALAR VATANDAŞA KREDİ KARTI POMPALIYOR" Altı yıl içinde 2.6 kat artan kredi kartı sayısının içinde borcunu ödeyemeyenlerin oranın yüzde 6.18'e çıktığının altını çizen Palandöken, şöyle devam etti: "Vatandaşın 2002 yılında borcunun gelirine oranı yüzde 4.7'den 29.5'e yükseldi. Yani altı yılda 6 kat büyüdü. Bu küreselleşmenin ve tüketim toplumuna dönüşme eğiliminin bir sonucu. Bankalar, devlet tahvilinden elde ettikleri gelirlerinin azalması nedeniyle yeni kaynak temini amacıyla vatandaşa kredi kartı pompalıyorlar. Bu da bankaların, perakende sektörüne giren büyük sermaye ile birlikte tüketimi körüklemesinden başka bir şey değildir."
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/8/2008 - Altın almanın tam zamanı

Dünya piyasalarında 4 ay önce ons fiyatı bin 32 dolar iken 830 dolara kadar gerileyen altının son günlerin en uygun yatırım aracı haline geldiği bildirildi.
Adana Kuyumcular Odası Başkanı Salih Talay, petrol fiyatının düşmeye başlaması ve yatırımcıların onsu bin 32 dolar seviyesine ulaşması nedeniyle elindeki altını çıkarma girişimi gibi nedenlerin, altın fiyatının düşmesinde en önemli etkenler olduğunu söyledi. Özellikle son aylardaki hızlı hareketlenmeyle ons fiyatı 200 dolar gerileyen altının en makul yatırım aracı haline gelmesine karşın, piyasada durgunluk yaşandığını belirten Talay, bu durgunluğun, kuyumcu esnafını ''kara kara'' düşündürdüğünü ifade etti. Talay, iç piyasadaki yatırımcıların bu durumdan yararlanması gerekirken, öncelikli ihtiyaçlarını bile ertelediğini belirterek, ''Fiyatlar düşmesine karşın kuyumculardaki hareketlik yok denecek kadar az'' dedi.
Evlilik ve sünnet düğünlerinin yoğun olduğu yaz aylarındaki beklentilerinin bile boşa çıktığını anlatan Talay, şöyle konuştu:
''Bu yıl, geçen yıldan daha kötü geçiyor. Artık çiftler iki alyans ile dünya evine giriyor. Set ve zincir gibi ziynet eşyası alan yok. Düğünlere giden davetliler çeyrek altın almakta bile zorlanıyor. Benzer sıkıntı diğer sektörlerde de var. Bir sektörde sıkıntı olursa diğerinde de aynı sorunlar yaşanıyor.''
İç piyasada gramı 32 YTL olan altının fiyatının son 8 ayın en düşük seviyesinde olduğunu belirten Talay, ''Bu nedenle parası olanlar için altın almanın tam zamanı. Yastık altında parası olanın yatırım yapmasını tavsiye ediyoruz. Bu hem kuyumcu esnafına hareketlilik, hem de vatandaşa kar sağlar.'' Talay, altının fiyatın daha aşağıya düşmesini beklemediklerini belirterek, fiyatlardaki yükselmenin, dünya borsalarındaki oyuncuların yatırım yapacağı yöne bağlı olduğunu kaydetti.
DÜĞÜNDE TAKILANLAR KISA SÜREDE KUYUMCUYA DÖNÜYOR
Talay, dünya evine giren genç çiftlere ve sünnet olan çocuklara konuklar tarafından takılan altınların da düğünden hemen sonra kuyumcuya geri döndüğünü söyledi. Düğün giderlerinin artması, gençlerin geçim sıkıntısının altının saklama süresini kısalttığını anlatan Talay, ''gençler takılarla düğün masraflarını ve aldıkları beyaz eşyaların taksitlerini kapatmaya çalışıyor. Gençler için tasarruf düşüncesi gerilerde kaldı'' dedi.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/6/2008 - 70 milyon tek yürek
 70 milyon tek yürek
Türk futbolu bugün tarihi sınavlarından birini daha verecek. EURO 2008'de A Grubu'nda mücadele eden Milli Takımımız, üçüncü ve son maçında şimdiye kadar hiç yenemediği Çek Cumhuriyeti ile karşılaşıyor. ..
Tek yürek olan 70 milyon, 21.45'te başlayacak maçı atv ekranlarından nefeslerini tutarak izleyecek. Hakem, İsveçli Peter Fröjdfeldt.
Maçın oynanacağı Cenevre Stadı'nda son antrenman öncesinde düzenlediği basın toplantısında soruları cevaplandıran Terim, eleştirilere tepki gösterirken, İstanbul'a dönünce hesaplaşacaklarını söyledi. İsviçre maçı ve sağanak yağmurla ilgili sorulan bir soruyla başlayan Terim, ''Son maçtan değiştirmek istediğim herhalde yağmur olur. Ümit ederim bu kadar ağır şekilde yağmaz. Takımımız için bu da bir final maçı. İyi yapmak istediğimiz şeyler özellikle İsviçre maçının ikinci yarısını geliştirerek devam ederiz. Sonucu da ümit ederim lehimize olur'' cevabını verdi.
Terim, oynanan maçlar, takımın durumu, grup maçları ve burada oynadıkları maçlarla ilgili olarak ise, ''Turnuva öncesi de takımımız bu konuda deneyimli değil ama başarıya aç olmasının avantaj olduğunu söylemiştim. Çok zor yerlerden geçip buraya geldik. Norveç ve Bosna Hersek'i yenmek zorundaydık. O gruptan çıktık. Arda da 4. tur maçı demiş doğru söylemiş. Onu da geçersek çeyrek finele kalacağız. Bu tip maçlar bile ne kadar alışkın olduğumuzu gösteriyor'' açıklamasını yaptı.
Terim, eleştirilerle ilgili olarak ise şunları söyledi: ''Her ne kadar işimize konsantre olsak da bazı eleştiriler özellikle maskatlı yorumlar, yalan haberler de kulağımıza gelmiyor değil. Bütün ricalarımıza karşın huzurumuzu kaçıracak bu yayınlar kesilmedi. Hatta şu kritik saatlerde belki de eleştiriler arttı. Yabancı basınının alaycı tavarlarına gülep geçiyorum. Hatta kendi ülkeleri için çalıştıklarından dolayı anlayışla karşılıyorum, fakat biz de çıkanları anlamak mümkün değil. Hasan Doğan ile kavgamız var. Kapıyı çekip gitmişiz. İsviçre maçına 24 saat kala konuştuğumuz konu buydu. Şimdi de birileri prim konusunu gündeme getiriyorlar. Daha oyuncular benimle birgün prim konuşmadı. Ben de yönetimle. Çok önemli bir maç öncesi konuştuklarımıza bakar mısınız. Bunun kime ne faydası var. Bir kenara yazdıklarım var. Onlarla da İstanbul'da dönüşümde görüşeceğiz.''
"İSTATİSTİKLER ÇEK'LERDEN YANA AMA"
Terim, Çek Cumhuriyeti ile yapılan eski maçların istatistiğinin Türkiye adına pek iç açıcı olmadığını da belirterek, kendisinin hep olmazları başardığını belirterek, şöyle konuştu:
''Evet istatistiğe baktım çok iç açıcı değil. Bugüne kadar ki maçlarımızda genel olarak Çekler çok daha başarılı olmuş. Ancak bu tip istatistiklerde bu serileri çok bozduk. En azından ben bu tür maçlar hatırlıyorum. 40 sene yenmediğimiz uzun süre yenemediğimiz serileri bozduk. Demek ki kazanma sıramız gelmiş. Çeklerle İzmir'de oynadığımız karşılaşmayı da 2-0 dan 2-2 ye getirdik. Kazanabilirdikte. Baktığımızda Çek Cumhuriyeti penaltı atışlarında 20 penaltıdan hepsini atmış. Her seri bir yerde bozulur. Demek ki bizim açımızdan bu serilerin bozulma zamanı gelmiştir.''
Terim, maçla ilgili sorulan bir soruya ise verdiği cevapta, ''Oyunda hamle zamanları hep olacaktır. O hamle zamanını kullanabiliriz taktik açıdan. İki takımda penaltıya kalmak istemez. Oyuncularımı hiç penaltıya çalıştırmadım. Bu düzeydeki oyunculara penaltı çalıştırılmaz. Galatasaray'la UEFA finalinde de hiç penaltı çalışmamıştık. Listeyi beş dakikada belirledik ve hepsini attık. Kazanmak için her türlü hamleyi yapacağız.'' ifadelerini kullandı.
Takımın teknik ve taktik anlayışının sorulmasına ise gülümseyen Terim, ''Bazı arkadaşlar fedarasyon başkanına da sormuş bunu. O da gülmüş. Mehmet Topal'dan ben de memnunum. Oyunda rakamlar bizi çok fazla bağlamıyor. Bugün aşağı yukarı size kadroyu açıklayacağım. Siz artık oradan nasıl oynayacağımızı yorumlarsınız.'' şeklinde cevap verdi.
Terim, konuşmalarına daha sonra şöyle devam etti: ''Türkiye Ligi ile Avrupa Şampiyonası'nı karıştırıyoruz herhalde. Son dünya kupasını birlikte izlemiştik nerdeyse karşı kaleye giden yoktu. Demek ki o iki ligi karıştırıyoruz. Emre Belözoğlu takım için önemli. Ancak biz bir takımız. Kim oynarsa oynasın görevlerini yerine getireceklerdir. Emre olsa daha iyi olurdu ama onun yerine giren en iyi şekilde mücadele etti.
Servet ise bugün akşam ilk defa düz koşu yapacak. Oynayacağını tahmin ediyorum. Emre Belözoğlu ve Tümer Metin kesinlikle oynamayacak. Servet'in kasık problemini halletmiştik ancak Portekiz maçında dizi sakatlandı. Dizini de hallettik ancak bu kez de eski sakatlığı nüksetti. Servet ve diğer oyuncuların fedakarlığı beni kadroyu açıklamaya yöneltiyor. Servet'in ağrıya karşı da dayanıklılığı üst dezeyde.''
Terim, turnuvanın sürprizlerle geçtiğini, 2006 Dünya Kupası finalistlerinin belki de gruptan çıkamayacağını belirterek, ''Burada çok öneli bir turnuva oynanıyor. Gruptan çıkmak çok zordur. İşte bakın ilk iki maçlar sonunda dünya şampiyonu ve dünya Avrupa şampiyonunun aldığı sonuçlar ortada. Belki Fransa ve İtalya elenecek. Üstelik kıran kırana maçlar oynanırken hava ve saha şartlarıyla uğraşır duruma geldik. Bunlar da işlerimizi zor hale getiriyor. Biz en azından takımdan çıkacak derecede sakatlığa uğramadık. Sağlıklı olmayan oyuncularımızın özveri ile davranması beni mutlu ediyor. Keşke bir 11 hep istediğiniz gibi olsa da öyle devam etse. Ancak bu bazen sakatlık bazen de taktik gereği farklı oyuncular oynayabiliyor'' şeklinde konuştu.
Terim, Çek Cumhuriyeti ile ilgili sorulan bir soruya da, ''Ben de Çek takımını akıllı hem de iyi bir takım olarak buluyorum. Dünya sıralamasındaki yeri de belli'' dedi.
Terim, turnuvada oynanan maçlarla ilgili ve Türkiye'nin grubunun sorulması üzerine ise, ''Çıkan neticeler beni doğruluyor. Birinci maçtan sonra Almanya şampiyon ilan edilirken şimdi vazgeçildi. Çek takımı olmasa başka iyi bir takımla eşleşecektik. Başka türlü de bu 16 takıma bakılmamasını mantıklı bulmuyorum. Nasıl oynayacağımızı yarın sahada hep birlikte göreceğiz. Bu turnuvada 16 tane iyi takım var ve herşey de olabilir'' cevabını verdi.
Sakatlıkların durumu ve tam kadro ile çıkması halindeki halini ise Terim şöyle açıkladı; ''Tam kadro ile çıkarsam evet şaşırabilirim. Bunu bir defa başardık. Üç gün ara ile Macaristan ve Moldova karşısına çıktık ama o zaman da kadroyu beğendiremedik. Önemli olan çocukların sağlığı. Maçlar kazanılır ve kaybedilir. Önemli değil.''
Terim, yağmurla ilgili olarak ise, ''Ben yağmuru eşit olarak görüyorum. Yeter ki tufan olmasın. Çünkü İsviçre maçındakine ben yağmur diyemeyeceğim. Hem iki takım hem de seyirciler için iyi olmaz. Ama oyuncularımız şartlara uyacaktır.'' açıklamasını yaptı.
TERİM İLK 11'İNİ AÇIKLADI
Bu arada, Fatih Terim, yarın TSİ 21.45'te oynanacak Çek Cumhuriyeti maçının 11'ini de açıkladı. Buna göre Terim'in 11'i şöyle;
Volkan, Hamit, Emre Güngör, Servet Çetin, Hakan Balta - Tuncay, Mehmet Topal, Mehmet Aurelio, Semih Şentürk, Nihat Kahveci. Terim, 11'ini açıkladıktan sonra bir basın mensubunun Servet oynamazsa bir alternatifiniz var mı? sorusuna ise, ''Servet oynayamazsa ben varım. Rahat olun. Metin hoca, Oğuz hoca hazır. Müfit hocanın problemi var o oynamaz'' dedi.
NİHAT KAHVECİ: ''TAKIM AZ GOL ATIYORSA SUÇLU BENİM''
Avrupa şampiyonalarının her zaman zor olduğunu belirten Nihat Kahveci ise gol pozisyonuna giremememizle ilgili olarak, ''Fazla gol pozisyonu bulamıyorsak ben de ilerde oynayan oyuncu olarak suçlu benim. İki maçta iki gol attık. Üç puanımız var. Belki az pozisyonlara girdik ama kazanmasını bildik. Çok pozisyona girip gol atamamaktansa az girip atmayı tercih ederiz. Eğer bu konuda bir sorun olursa sahadaki oyuncuların performansından kaynaklanır. İnşallah yarın çok fazla pozisyona gireriz ve goller atarız. İnşallah yarın bir pozisyona girer onu da atıp kazanırsak seviniriz'' diye konuştu.
Nihat, şampiyonaya gelen bütün takımlar çok kuvvetli olduğunu da belirterek, ''Çek Cumhuriyeti'nin turnuvada oynadığı ilk iki maçına baktığımızda çok disiplinli oynuyorlar. Belki geçtiğimiz döneme göre dünya yıldızları çok fazla yok. Ama inanılmaz bir takım oyunu oynuyorlar. Önemli olan bizim bu maçta neler yapacağımız. Onlara karşı önemli bir galibiyetimiz yok. İstatistikler belki böyle ama devam edecek diye bir kural yok. Biz isteğimizi sahaya yansıttığımızda yenemeyeceğimiz takım yok.'' dedi.
Nihat, Çek Cumhuriyeti'nin ünlü kalecisi Cech ile ilgili olarak da, ''Dünyanın en iyi kalecilerinden biri. Takımı için çok önemli. Zaten kaleciler takımları için önemlidir. Kritik kurtarışlarla maçın gidişatını değiştirebiliyor. Gol yemeyen kaleci yok. İnşallah pozisyonlara girersek ona gol atacağımıza inanıyorum.'' yorumunu yaptı.
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/6/2008 - Çek Cumhuriyeti'ni yenen kupayı alıyor
 Çek Cumhuriyeti'ni yenen kupayı alıyor
Son üç Avrupa Şampiyonası ve son Dünya Kupası'nda, kupa sevincini yaşayan takımların hepsi, Çek Cumhuriyeti A Milli Futbol Takımı'nı yenen ülkelerin takımları oldu.
Türkiye A Milli Futbol Takımı, 2008 Avrupa Şampiyonası grup elemelerinde bugün akşam Çeklerle karşı karşıya gelecek. Son üç turnuvanın istatistikleri, teknik direktör Fatih Terim'in futbolcularının bugün Çeklere egale etmesi halinde Euro 2008 finaline isimlerini yazdırabileceğini ortaya koyuyor. Çekler, 1996 yılında İngiltere'de düzenlenen Avrupa Şampiyonası'nda finalde karşılaştığı Almanya'ya, uzatmaların 95. dakikasında Bierhoff'un muhteşem golü ile 1-0 kaybetmiş ve şampiyonluğa elveda demek zorunda kalmıştı.
Hollanda ve Belçika'nın 4 yıl sonra birlikte düzenlediği 2000 Avrupa Şampiyonası'nın şampiyonu olan ve hafızalara kazınan Fransa'nın efsane 11'i de, şampiyonluğa ulaşmadan önce D grubundaki elemelerde Çeklere karşı zafer kazanmıştı.
Bir önceki Avrupa Şampiyonası'nda da alışılan değişmemişti. 2004 Avrupa Şampiyonası'nda 'oynatmadan şampiyon oldular' eleştirilerine maruz kalan Yunanistan Milli Takımı, şampiyonluğa ulaşmadan yarı finalde Çekleri 'gümüş gol' ile devirmiş ve şampiyonluğa uzanmayı bilmişti. Şampiyonluğa uzanan yolun Çeklerin üstünden geçmesi, kendisini Dünya Kupası'nda göstermişti. Son dünya kupasının zirveye çıkan ismi İtalya, grup elemelerinde Çek Cumhuriyeti'nin 11'ini geçmeyi bilmişti.
Bu istatistikler, Euro 2008'in A Grubu'nu lider olarak tamamlayan ve çeyrek finale adını şimdiden yazdıran Portekiz ile eğer bugün Çekleri geçerek çeyrek finale adını yazdırırsa Türk Milli Takımı'nı turnuvanın favorileri arasında gösteriyor.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Anlatılabilecek Herşey...
Kategoriler
Arkadaşlarım
• tibet • reybah • onurtan • mai siyah • leti • keykubat • thelovehell • ALİ ÖZTÜRK • siirimsilerle • happyjale • carmencafe • kmirror • winxclubbloomcuk • ladyfame • winxharika • gruphepsi84 • winxbestebuse • emartek • ekol64 • bedavagazete • huzunyeli • melisastella • shafak • sefaden • trabzonugurlaboratuvar • forexemlak • yesiltepesiiri • sarakadar • luckygirlhayal • nazlikuzum • emarland • dassad sadasdsd • rockdansvetutunur
|